Dün 09.03.2009 tarihi itibariyle, türk lirası karşısında rekor seviye olan 1.82 ye kadar ulaşan dolar, merkez bankasının dün akşam saatleri aldığı kararla bugün çok hızlı olmasa da yavaş yavaş inişe geçti. Merkez bankası yetkilileri yaptığı açıklamada rezervlerinde bulundurdukları doların bir kısmını piyasaya sunmaya karar verdiklerini belirttiler. Günlük 50 milyon dolar üst sınır olmakla birlikte, dolar talebinde bir gevşeme yaratana kadar bu politikalarını sürdürebilecekleri anlaşılıyor. Peki krizin patlak vermesi üzerinden oldukça uzun bir zaman geçmiş olmasına ve başbakan RTE’nın hamdolsun iyi durumdayız, kriz Türkiye’yi teğet gececek açıklamalarına rağmen bugün doların yükselişinin ardındaki sebepler nelerdir?
Yaptığı açıklamayı piyasada panik yaratmamak, yabancı yatırımcının sağladığı sıcak parayı kaçırmamak adına doğru bulmakla birlikte, Türkiye’de yapılan açıklamaların doğru temeller üzerine oturtulmamasını, günü kurtaralım da yarına bakarız zihniyetiyle hareket edilmesini feci şekilde yanlış buluyorum. Böylesine yanlış bir metodolojinin nasıl vahim etkileri olduğunu anlamak için dolar üzerinden borçlanmış özel sektörün bu artıştan nasıl etkilendiğini düşünmekten fazlasını yapmaya gerek yok. Neyseki bu ülkede merkez bankası işini bilen insanların elinde, çok gecikmeden yapılan müdahale hem ithalatçıyı, hem dolar üzerinden borçlanmış ekonomik ajanlarımızı biraz olsun rahatlatmıştır.
Peki bu noktaya nasıl gelindi ?
Her şeyin sakin sakin devam ettiği bir zamanınızı düşünün, iyi bir maaşınız var, istediğiniz bir çok şeye sahipsiniz bu yüzden artık kazandığınız paranın önemli bir bölümünü yatırım yapmak için kenara ayırıyorsunuz. Peki yatırım yaparken en çok neye dikkat edersiniz? Tabiki kararınızı vermenizdeki en önemli etken yatırımınızın ne kadar getirisi olacağıdır. Böyle bir durumda insan oğlu her zaman daha fazlasını isteme iç güdüsüyle en yüksek faizi veren bankaya götürür parasını yatırır. Dünyadaki ülkelerin ekonomilerini birer banka kabul ederseniz işte o en yüksek faizi veren bankalardan biri Türkiye! Neden? Çünkü riskin olduğu yerlerde faiz oranları daha yüksek olur. Bu yüzden gelişmekte olan ülkelerde her zaman tepe taklak olur mu acaba korkusu yaşandığından risk primleri yüksek olur. Böylece yatırımınızı bu ülkelere yaparsanız daha çok para kazanırsınız. Aslına bakarsanız, en yüksek faiz veren ülkeler arasında olmak Türkiye için o kadar da kötü bir şey değil, çünkü Türkiye mevcut ekonomik sistemi dolayısıyla her sene cari açık veren bir ülke (yani iki yakası bir araya gelmiyor, gider gelirden daha çok) ve bu açığını bir şekilde kapamak zorunda. Bunu da yabancı yatırımcıdan gelen paralar sayesinde yapıyor. Dünya’da kriz olmadığı sürece, hayat güzel devam ettiği sürece bu taktik sizi bir yerlere getirebilir, fakat hayat her zaman tozpembe olmayabiliyor, bugün yaşadığımız gibi kriz ortamlarında, siz nasıl paranızı çeker yastık altına koyarsanız, yabancı yatırımcı da macera aramak yerine daha az faiz almaya razı olur ve parasını riskin yüksek olduğu yerlerden çeker.
İşte Türkiye’de bugün yaşanan bu, finansal yatırımlar yavaş yavaş ülkemizi terk ediyor. Bu nedenle dolara olan talep artışı doların Türk lirası karşısında hızla değer kazanmasına neden oluyor. Merkez bankasının uyguladığı taktik doğru fakat rezervlerinin ne kadar geniş olduğu bu noktada çok önemli, çünkü kısa dönemde doları düşürebilir fakat uzun vadede mevcut şartlar devam ederse doların yeniden yükselmesi kaçınılmaz olacaktır. Çünkü merkez bankası, bankalara uyguladığı faizi düşüreceğini de açıkladı. Bu da genel olarak 2. piyasadaki faizlerin düşmesine neden olacaktır. Yani Türkiye finansal yatırım açısından bütün çekiciliğini yitiriyor. Kaldıki doların euro ve diğer paralar üzerinde değer kazanıyor olması da Türkiye için bir dezavantaj. Doların düşeceğini düşünenlere bir uyarı olması açısından, kısa vadede olabilir fakat uzun vadede dikkatli olmak gerekli!


Yaşamı anlamaya çalışmaktan bile vazgeçip, tüm yapaylığın bir parçası oluvermek, unutmak, gözlerini kapamak, kendi gücünün farkında olmamak…





